3 Haziran 2011 Cuma

Uğur Böceğinin Hikayesi

Bugün sizlere uğur böceğinin hikayesini anlatacağım. Bu hikaye için güzel yıllara, anılara yelken açmamız gerekecek, yani çocukluğumuza...

Çoğu çocuk heyecanla avucuna konmasını bekler uğur böceğinin. Uğur böceği, avucunuzu açtığınız gibi konmaz avucunuza. Hileye başvurmanız gerekir. Onun yürüdüğü yöne doğru parmağınızı götürürsünüz ve elinize tırmanmasını beklersiniz. O tırmanmaya başladı mı, elinizde hafif bir karıncalanma ile o an içinizi kocaman bir mutluluk kaplar. Uğur böceği uçmadan hemen bir dilek dilemeniz gerekir. O esnada tutulan dilekler çocukları bir anda mutluluktan havalara uçurabilecek dileklerdir. Diledikten sonra dileğinizi tekerlemelerle (uç uç uğur böceği, annem sana terlik, pabuç alacak) uçmasını beklersiniz uğur böceğinin. Tekerleme biter bitmez kanatlanırsa uğur böceği avucunuzdan o an dünyanın en mutlu çocuğu siz olursunuz.

Yedinizde de olsanız benim gibi yirmi dördünüzde de olsanız (yaşlanmışız haberimiz yok) uğur böceğini gördüğünüzde heyecan kaplar bedeninizi, hafif bir gülümseme yerleşir dudaklarınıza. Uğur böceği sayesinde içinizin mutlulukla dolması için uğur böceğini öyle detaylı incelemenize gerek kalmaz. Onu hileyle avucunuza alıp dileğinizi dilediğinizde kanatlanması kafidir. Hal böyleyken bile bu derece mutlu oluyorsanız eğer uğur böceğini tanıdıktan sonra avucunuzu açtığınızda kanatlanıp avucunuza konduğunu düşünün. Dilediklerinizin gerçekleşmesi için onun kanatlanıp uçmasına gerek kalmadığını düşünün. O hep avucunuzda olur. O olmadığı zaman dilek dileyip avucunuzu açtığınızda gelip kendiliğinden avucunuza konar.

Bak uğur böceği, bu seferki dileğim senin için olacak. O avucunu açtığında ve de dilek dilediğinde kanatlanıp avucuna konacağın kişiyi bulasın ve dileklerinizin gerçekleşmesi için her daim onun avucunda kalasın. Uçma uğur böceği, bu kez senin dileğin gerçekleşsin...