11 Temmuz 2011 Pazartesi

Messe Bloguna Veda

Böyle bir yazı yazmadım hiç. Hep yazdıkça yazarım diyordum. Belki de artık yazacak gücümün kalmayacağını kestiremiyordum. Uzunca bir yazı mı olur bu yoksa 2 paragrafta sonlanır mı bilinmez fakat garip bir yazı olacağı kesin. Bu yazıyı yazarsam eğer birgün Mesut ya da Messe'den birisine elveda demem gerekeceğini düşünürdüm. Messe Mesut'un eğlenceli yüzüydü hep, neşeli, terelelli, çenesi düşük, sürekli gülümseyen bir tipti. Messe Mesut'un maskesiydi aslında.  Artık yıllar önce yaratılan o karakterin bizlere veda etme zamanı geldi. Çünkü Mesut bu şekilde en nefret ettiği ikiyüzlü insanlardan bir farkı olmadığını anladı. Yazdığı yazılarda özlemini duyduğu boş hayallerden bahsettiğini anladı, en önemlisi kendini ne derece kandırdığını anladı. Onun için artık Messe'ye veda etmek gerek. Onunla birlikte onun simgesi olan bu bloga da veda etmek gerek. Aşağıda son bir hikaye yazacağım.

Bu dünyanın en tatlı kız çocuğunun hikayesinin başlangıcı olacak. Messe ile kurduğum mutlu hayalleri bütün kalbimle ona sunacağım o ufak sapsarı, bakınca bütün üzüntüleri bir kenara bırakacağınız küçük bir meleğin hikayesi. Henüz hayata gözlerini açmayan bir melek o. Yeryüzüne gözlerini açmadan bile nice insanı mutlu edebilen bir melek. Dünyanın en tatlı anne babasına sahip olacak güzeller güzeli bir melek. Adı, güzel hayalleri, geleceği olan bir melek. Messe giderken bu diyardan son bir şey yapacak ve dünyanın en mutlu anne kızının yani meleklerin masalını yazmaya başlayacak. Ne zaman bitirir bu masalı bilinmez, belki de o küçük melek gerçekten gözlerini dünyaya açtığında her gece bu masal okunur ona. Belki de bu masal sadece Mesut'un raflarında karalama olarak kalır, belki de bir hediye olarak yolunu bulur işte.

Dile kolay be Messe az çekmedin kahrımı, bak şimdi seni bir kalemde siliyorum. Hayat bu dostum acımasız. Elveda sana...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder