5 Ekim 2011 Çarşamba

Anılar: İlk ve Son Olmak


Serin bir rüzgar esiyor, elimde sigaram Devrim’de içenlere, çimlerde top oynayanlara, stadın etrafında koşup spor yapanlara bakıyorum sessizce. Biraz yakınımda sessizce oturan bir çift var. Çocuğun sırtı dönük bana, kızın yüzünü seçebiliyorum sadece. Arada bir esen rüzgarın sesi dışında çıt yok. Uzun süren sessizliği kız bozuyor: "O ilkti anlıyor musun? Farklıydı, elimde değil, unutamıyorum işte...". 

Ve tekrar sessizlik, onlar önlerine bakarken ben de nedense onlara bakıyorum. İlk olmak. Yıllardır hasreti çekilen, karşılaşılacağı gün iple çekilen kişiyi temsil etmek. Tarifi kitaplardan, filmlerden, destanlardan, masallardan, şiirlerden alınan ve aslında ne olduğu bilinmeyen bir duyguyla bağlanılan ilk kişi olmak. Unutulmaz, ne olursa olsun farklı gelir insanlara. İkiyüzlü olsun, korkak olsun, nefret edilecek birisi olsun, durur bir köşede. Bekler karanlığın çökmesini sessizce. Bekler yalnızlık anını sabırla. Işıklar kapanıp, boş tavana bakıldığında ortaya çıkar o da, unutulmak istenen nice anı gibi. O boş tavanda kara bulutlar toplanır, sağnak bir yağmur gibi yağar izleyenin üstüne. İlktir çünkü, unutulmaz... 

Uzun süren sessizliği bu kez çocuk bozuyor. Kız halen çocuğun yüzüne bakmıyor. Çocuk yavaşça elinden tutuyor kızın. Kız ona bakıyor, mahçup bir şekilde. Çocuk: "O zaman ben son olayım, son olalım, sonsuza dek..." diyor. Tekrar sessizlik başlıyor. Şimdi kızın elleri çocuğun ellerinin içinde, bakıyorlar birbirlerine sadece. Son olmak. Yürekte yer alan son sevda olmak. O elleri hep tutacak kişi olmak, o gözlere korkusuzca hep bakan olmak. Gittikçe büyüyen bir sevda olmak. Bir ömrü beraber sürdürecek hayat arkadaşı olmak. Zordur son olmak, ilk olmak gibi kolay değildir. İlk olan, gelir ansızın, şapşala çevirir adamı. Korku yoktur yürekte, şüphe yoktur beyinde. Son olmak zordur, onunla beraber o boş tavana bakabilmek, o en korkunç anlarla yüzleşmek onunla, iliklerine kadar ıslanmak o yağmurda onunla zordur. 

Bu sefer sessizlik bozulmuyor. Kız, çocuğun elini bırakmadan ayağa kalkıyor. Çocuk kalkıyor ardından. Sarılıyorlar birbirlerine. Onlar uzaklaşırken, ben yeni bir sigara yakıp tekrar Devrim’dekileri izliyorum. İlkler ve sonları düşünerek ayağa kalkıyorum sonra. Yavaşça yürümeye başlıyorum. Ne güzeldir ilk olmak, ne zordur son olmak. Fakat, hepimizin içten içe arzuladığı: İlk ve son olmak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder