15 Ekim 2011 Cumartesi

Anılar: Mem u Zin'imsi bir hikaye...

"Sonu olmayan sınırsız güzelliğin, sonu gelmez aşıkların destanıdır, fakat aşıklarla arzu sahipleri ayrıdır, bazısı faydalanmak ister, öteki feda olmak. Bazıları canları için ister cananı, bazıları da cananları için verir canı. Kimisi kavuşmak ister, kimi de derdi seçer." diye bahsedilir Mem ü Zin destanından.

Mem ü Zin imkansız bir aşk hikayesinin anlatıldığı ünlü bir Kürt aşk hikayesidir. Bu hikayeden bir kesit verelim:

Zin muma sesleniyor:
Bazen mumu ederdi kendine muhattap,
"ey sır ve oturma arkadaşım,baş arkadaşım
gerçi yanmak yönünden benim gibisin sen
fakat konuşma yönünden benim gibi değilsin
eğer sen de benim gibi söyleseydin
benim de gönlüm fazla yanmazdı
benimle senin derdin farklıdır
o fark doğudan batıya kadardır
doğusun, ateşin görünüştedir
batı da benim, içim ateştir
her zaman yanıyor canımızın damarı
senin ise bazı vakitlerden başka yanmaz
benim başımda alevler,gönlümde köz var
canım o közle savaştadır
senin başının üstünde ışık var
ondan serseri bir sevda yağıyor
o ışık, senin için dildir
benim başımdaki alev ise zarar verir bana
benim gönlümden başıma vuran alev
şiddetli rüzgara hükmeder
gerçi geceleri uyanıksın sen
ama sabahtan akşama da uykudasın
akşamdan şafağa,günden geceye
hep yanarım ben"

mem dicle'ye sesleniyor:
mem çaresiz insanlardan uzağa giderdi derin nehirle hemdert olurdu
"ey benim gözyaşlarım gibi dökülen nehir
ey aşıklar gibi sabırsı ve sukunetsi nehir
sabırsız, kararsız ve sükunetsizsin
yoksa sen de benim gibi deli misin?
senin için hiçbir karar kılmak yok
galiba senin de gönlünde bi yar var
her an senin de hatrına ne gelir?
ki böyle cizre'nin yanıbaşında coşuyorsun?
eğer bu şehirse senin sevgilin
işte elde etmişsin arzunu
her zaman koynundadır bu konaklar
kollarını dolamışsın gerdanına
hala Allah'tan korkmuyorsun da
her gün binlerce şükretmiyorsun da
bunca feryad figan ediyorsun
artık ne murad istiyorsun?
boş yere niye feryad ediyorsun?
avare avare bağdat diyarına gidiyorsun
ben ağlarsam,inlersem eğer
ben ölürsem sızlarsam eğer
her ne yaparsam ben revadır
benim için mantıklı yol,yok olmaktır
benim gönlümün içinden de geç bir kez
gözlerimin baş pınarına bak bir kez
gönlümün derdi neden dermansızdır?
ıslak gözlerimin macerası nedir?
divane oldum ben periyi elden kaçırdım
dicleyim ben zenbereği bıraktım
dicle kıyısındaki yer isimleri
sen oralarda dolaşıyorsun
tek başıma kaldım burada bu ovalarda"

Hikayenin en güzel kesitlerinden birisidir belki. Zin'in muma seslenişi ve Mem'in Dicle nehrine seslenişi. Ne derin bir sevdadır anlaşılır bu mısralardan. Dedik ya, imkansız bir aşk hikayesi diye bahsedilir bu hikayeden. Hani klişe bir laf vardır imkansız denen bir şey yoktur diye. Bizim hikayemiz de imkansız değildir. Elbette Mem ü Zin gibi tasvir edemeyiz şimdiki sevdaları, ama vardır güzel örnekler. İmkansız olduğu düşünülüp de yıllar sonra mutlu sona ulaşan sevdalar vardır.

Önceden muma seslenen Zin ile dicleye seslenen Mem artık birbirlerine sesleniyorlardır kim bilir. Bir rivayete göre mezarları yanyanadır Mem ile Zin'in. İmkansız dedikleri sevdaları onca zorluğa, engele rağmen mutlu sona ulaşmıştır, başka bir hayatta olsa da. Bu aralar galiba fazla Ezel izliyorum. İyice dayı modlarına girdim. Yok imkansız aşk, yok sevdalar falan. Bize uğrar mı bilinmez ama, ne demişler: "what if it happens?". Mem ü Zin'e hediyem olsun o zaman yeğen ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder