8 Ekim 2011 Cumartesi

Anılar: Ölüme 3 kala...

2012 filminin fragmanını izledim bugün. Şimdi yazıma neden bu fragmanı izlediğimi söyleyerek başladım ki, 2012'de kıyamet kopacağından ya da diğer tabiriyle dünyanın sonu geleceğinden değil.

Ölümü nadiren düşünür çoğu insan. Bugünlerde gariptir çok fazla düşünür oldum ölümü. Hatta abarttım yalandan bir vasiyet bile yazdım. Yalandandı belki vasiyet diye nitelendirdiğim bir sayfalık yazı, ancak onu yazarken bile önceden hissetmediğim değişik duygular hissettim. Vasiyet diye yazdığım yazıyı paylaşacaktım bu yazının devamında ancak vazgeçtim. Ne demişler, vasiyet dediğin ölümden sonra okunur, yalandan bile olsa. 

Her neyse vasiyet yerine onu yazarken aklımdan geçen bazı düşünceleri paylaşacağım yazının kalanında.

Ve sen öldün Mesut, artık yoksun. Sadece birkaç fotoğrafta bir anısın artık. Yarın yeni bir güneş doğacak. Seni sen yapan ruhunu ve bedenini değil de, toprağa armağan edilen çürümeye mahkum bedenine işleyecek sadece o güneşin bazı ışınları. Sen olmayacaksın parlak mavi gökyüzüne bakıp gözleri kamaşan. Sen olmayacaksın yarına umutla bakan. Sen olmayacaksın onu her gördüğünde yüreğinde hafif bir heyecan hisseden. Sen olmayacaksın, cesaretini toplayamayıp onunla tanışamayan. 

Ve sen olmayacaksın, kimisinin canından çok sevidiği, kimisinin değer verdiği, kimisinin nefret ettiği, kimisinin arkadaşı olan. Hayallerin seninle öldü Mesut. Hayal gücün yokoldu ansızın. Sen göçtün Mesut, arkanda bıraktıklarına bakmadan zalimce. Kimisinin gönlünde hiç kapanmayan bir yarasın artık, kimisi için bir fotoğraf karesinden ibaretsin. 

Ama sen gidersin ve yeni bir Mesut filizlenir topraktan, yepyeni umutlarla. Özenle sularlar toprağı. Rüzgar üşütmesin, güneş yakmasın, kimsecikler zarar vermesin diye korunursun. Zaman gelir ve geçer. Büyürsün. İnsanların ümidi olursun. Fakat birgün ansızın sen de göçersin arkanda bıraktıklarına bakmadan. 

Ve sen ölüsün Mesut, yarın yeni bir güneş doğacak, yepyeni umutlarla...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder