17 Ekim 2011 Pazartesi

Badem Ağacının Gözyaşları

Bir dolmuş, hınca hınç dolu. Dolmuş arkasında bir toz bulutu ile ağır ağır ilerliyor. Sigaraları ellerinde amcalar konuşuyor. Ufak bir tabureye sıkışmış elindeki ufak hikaye kitabını heceleyerek okumaya çalışan bir çocuk sigara dumanından rahatsız oluyor. Şoför bir kaset yerleştiriyor teybe. Susuyor herkes. Çocuğun içini hüzün kaplıyor birden, sebebini bilmiyor. Tek tek insanların yüzüne bakıyor. Sessizce gözyaşı döküyor kadınlar. Amcalar sigara dumanını daha bir derin çekiyor içlerine.

Kerpiç bir evin ufak bir odası, küçücük bir sobanın etrafı yaşlısından çocuğuna ısınmaya çalışan insanlarla dolu. Boşalan çay bardakları tazeleniyor. Kadınlar bir köşede toplanmış konuşuyorlar. Amcalar sigara üstüne sigara yakıp önemli meseleler konuşuyorlar. Küçük çocuk duvarda asılı olan takvime bakıyor. Üzerinde yazılı olan yazıyı okumaya çalışıyor. Sonra gözleri sessizce gözyaşı döken nineye takılıyor. Bir süre sonra nine ağıt yakmaya başlıyor. Kimseden çıt çıkmıyor. Ellerinde sigaraları olan amcaların bile gözleri doluyor.

Bir bağ, yıllara meydan okuyan bir badem ağacının altında genç abiler kürekle örtüyorlar açılan bir çukuru. Kadınlar, küçücük bir çocuğun kalbine işleyen bir şekilde ağlıyorlar. Bu kez kafasında şapkamsı bir şey olan bir amca çocuğun anlamadığı bir dilde bir şeyler söylüyor. Yaşlı amcalar ellerinde sigara sessiz bir şekilde gözyaşı döküyorlar. Kadınlar susuyor. Yaşlı nineye takılıyor küçük çocuğun bakışları. O amca susunca yaşlı nine sessizliği bozuyor. Başlıyor ağıdını yakmaya yine, bu kez daha bir derinden çıkıyor kelimeler. Çocuğun gözlerinden yaşlar akmaya başlıyor. O gün öğreniyor sessiz bir şekilde ağlamayı. Hıçıkırıklar boğazına takılıyor, sessizce ağlamaya devam ediyor. Yaşlı nine ağıdını bitiriyor. Çocuğun yanına gelip onun gözlerindeki yaşları siliyor. Çukur tümüyle toprakla örtülmeden bir taş yerleştiriyorlar baş tarafına. Çocuk taşta yazılanları okumaya çalışıyor. İki hece dökülüyor dudaklarından. Ninesine dönüyor, o taşta neden dayısının isminin yazılı olduğunu soruyor. Bu kez yaşlı nine ağıt yakamıyor, sessizce ağlamaya başlıyor. Ve yıllara meydan okuyan badem ağacından sararmış bir yaprak düşüyor yavaşça. Çocuğun gözleri o yaprağı takip ediyor. Toprağın üstüne düştüğü gibi son bir kürek darbesiyle toprağın altında kalıyor yaprak. Nine çocuğun gözyaşlarını siliyor, toprak da badem ağacının...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder