7 Ekim 2011 Cuma

Bu durak başka durak

Bu yazıda bahsedeceğim durak öyle atraksiyonlu aşk hikayelerine sahne olan, nice kişinin sanki asansördeymişcesine gerildiği o yarı saydam camları bulunan otobüs durakları gibi bir durak değil. Benim bahsedeceğim durak mesenede facebook chat'te önce o yazsın diye bekleyip helak olan gençlerin beklediği durak. Bu durakta bekleyenlerin kimi zaman heyecanlı, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gülümseten hikayelerinden kesitler sunalım.


Bu durak hayli geniş bir durak. Bu durakta bekleyen gençler çeşit çeşit olsa da kesişim kümeleri bu durağın ta kendisidir. Sadece erkekler bulunmaz bu durakta, bayan yolcularımızın sayısı da nicedir. Gelin bir adet genç erkeğin ve kızın yolculuğunu ele alalım.


Mesene demode olduğu için (bu kelimeyi de kullandım ya daha n'olsun!) kısa yolculuklarımız facebook denen güzide ortamda geçecek. Genç bir erkek varmış. Arkadaş ortamında tanıştığı, bir yerde görüp sora sora Bağdat bulunur misali google amcaya sora sora bulduğu, yıllardır hoşlanıp da açılamadığı, hiç görmeyip internetteki forumlardan tanıştığı kızın facebooktan arkadaşı olmuş bu genç. Kızı facebook chatte gördüğünde ahanda şuracığına bir heyecan yerleşivermiş. Lafa nasıl girsem diye diye oturduğu yerde terlerken, "selam naber? :)" imdadına yetişmiş. Muhabbet başlamış, ortak noktayı bulduğu gibi espriler, komiklik şakalarla devam ettirmiş muhabbeti. Uzunca konuşmuş kızla. Sonra bu birkaç kez tekrarlanmış. Kız selam vermeye başlamış. Buraya kadar her şey güzel imiş fakat gelin görün ki hikaye ya bu, kısacık bile olsa canımızı sıkacak zaman gelivermiş. Çocuk bir hafta süreden sonra "Önce o yazsın." hastalığına yakalanmış. Bu hastalığın ilk belirtileri, kızın duvarını sürekli takip edip, paylaştığı şarkıları beğenen erkeklere bakması, yazdığı iletilerde değişik "smiley" kullanan erkeklerin varlığının içten içe onu rahatsız etmesi (gören de hikayemizin kahramanı kızın 2 yıllık erkek arkadaşı sanacak. Bu ne kıskançlık canım!) imiş. Sonradan online olduğu gibi kız ona selam vermeyince, "yok yok kesin benden sıkıldı artık muhabbet etmeyecek :'(" demesiymiş. Sonra bu çocuk iyice kafayı sıyırıp hastalığın erkeklerde görülen üçüncü derece seviyesi olan "Kızlardan fazla kız tribi atan erkek" seviyesine gelmiş. Bundan sonra genç çocuk bizim durağın yolcusu olmaya mahkum olmuş. Kim bilir kaçırdığı kaçıncı dolmuş ya da otobüstü bu hikayede anlatılan. Dileyelim de gökten üç elma düşsün, o elmalardan birisi de onun 'Eva' sının elması olsun. Amen to that yareppim.


Gelelim daha garip olan genç kızımızın hikayesine. Bu hikaye çok daha kısa. Çocukta olduğu gibi bir şekilde tanışılır. Sonra kız facebook chatte online olur. Çocuğu görür. Heyecanlanır. Merak etmektedir çünkü onu. Sonra bu genç kızımız zaten "Önce o yazsın." modundadır. Hastalık değildir onun için, kanında vardır çünkü. Çocuk şans o ya, pokerde milyon çip seviyesine erişmiş daha da çok kazanıcaam, en çok ben kazanıcammm ohh yeaah! modunda olduğundan kızın online olduğunu göremez. Kız oracıkta hıh! der ve çocuğu engelleyiverir. Kızımız da durağımızdadır. Lakin erkeğe göre şanslıdır. Ee malum nezaketen önce bayanlar denir gelen dolmuş ve otobüs için. Çok beklemez belki kızımız ama İ.Melih amcanın bir zamanlar ODTÜ'ye gönderdiği en eski körüklü otobüse mi biner yoksa en son kaliteli otobüse mi biner bilinmez.


Kısacası gençler, o durakta olan biri olaraktan, Abiii seviyosan git konuş bence! diyorum size.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder