22 Ekim 2011 Cumartesi

Hayaller Umuttur

Dağlık bir bölgede bir tepenin yamacına kurulmuştu köy. Köyün hemen arka tarafında, doğal şartlarla mı oluştuğu yoksa insan eliyle mi yontulduğu bilinmeyen  kocaman bir kayanın içerisinde bir mağara bulunurdu. Mağara, içerisine güneş ışığı erişemediği için gündüzleri dahi karanlıktı. Köyün çocukları ne zaman toplansalar o mağarayla ilgili efsaneler, korku hikayeleri anlatırlardı birbirlerine. Mağaranın girişinde çok az kişinin keşfedebildiği çok güzel bir çiçek yetişirdi. O çiçeğe erişebilmek için mağaranın girişinden kayaya birazcık tırmanmak gerekirdi.

Günün birinde o mağaranın korku hikayeleriyle büyümüş bir çocuk, hıçkıra hıçkıra o mağaraya doğru koştu. Tam mağaranın girişine geldiğinde duraksadı. Girmeye korkuyordu, kafasından anlatılan bütün o hikayeler geçiyordu. Gözlerinden yaşlar akmaya devam ederken kafasını çevirdi. Çocuk baktığı dünyanın o mağaradan çok daha korkunç ve karanlık olduğuna karar verip içeri girdi. Bir köşeye doğru ilerledi. Sırtını mağaranın soğuk taşlarına dayadı, ağlamaya devam etti. Gözü mağaranın karanlığına alıştı yavaş yavaş. Kafasını kaldırdı, bir anlığına mağaranın tavanında bir ışık belirdi. Normalde korkudan koşup gitmesi gerekirken oturduğu yerde kaldı ve ışığı seyretti. O an o ışığı seyrederken geleceğe dair hayeller kurmaya başladı. Dünyanın karanlığından kaçıp, o karanlık mağarada gözyaşlarından kurtulup düşündükçe düşündü. Ve bundan sonra ne zaman hıçkıra hıçkıra ağlasa o mağaraya koştu.

Yıllar sonra uzun yıllar boyunca köyüne uğramayan bir genç evinin balkonunda koca şehri seyrediyordu sigarasından bir nefes daha çekerken. Bu derece çaresizken ne yapacağını bilememişti ve cevabı yıllardır kaçtığı çocukluğunda bulmuştu. Kapattı gözlerini, gözlerini açtığında hıçkıra hıçkıra mağaraya doğru koşarken buldu kendisini. Mağaranın girişine vardı. Tam içeri girecekken gözüne o güne dek görmediği bir çiçek ilişti. Ona erişebilmek için çabucak kayaya tırmandı. Elinde o güzel çiçekle mağaraya girdi. O köşeye gitti ve sırtını mağaranın soğuk taşına dayadı. Kafasını kaldırıp tavanı seyretmeye başladı. Beklediği gibi bir ışık belirdi. Karanlık mağara aydınlandı birden. Yıllar sonra ilk kez bir melek görüyordu. Sıcacık gülümsemesiyle oradaydı işte. Artık gözlerinde yaşlar yoktu çocuğun, Yavaşça ayağa kalktı ve elinde çiçekle elini meleğe doğru uzattı. Melek çiçeği aldı, gülümsedi ve tek bir cümle döküldü dudaklarından:

"Hayaller umuttur küçük çocuk."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder