6 Ekim 2011 Perşembe

'O onu beklerken, o da onu bekler'in kısa hikayesi

Aslında ikisi de içten içe merak ediyorlar birbirlerini. Daha çok konuşmak, daha çok ortak nokta yakalamak, o yüreklerine yerleşen sıcak hissin artmasını istiyorlar birbirlerinin hislerinden habersiz. 

Kız susarken, çocuğun suskunluğunu yanlış anlıyor. "İşte sıkıldı benden, ne bekliyordum ki zaten? Bu suskunluğu da buna işaret. Bir an önce kalkıp gitmek istiyor her halinden belli." diye düşünüyor.

Çocuk susarken, derin düşüncelere dalmış, bakışlarını ondan kaçıran kıza bakıp, kızın kendisi hakkında ne düşündüğünü düşünüyor. Kız gülümsemiyor. Çocuk: "Canını sıktım işte her zaman yaptığım gibi. Hem ne bekliyordum ki? Kara kaşıma, kara gözüme hayran kalacak hali yok ya! Bir an önce çekip gitmek istiyor." diye düşünüyor.

Sonra çocuk konuşuyor: "Saat geç oldu, hem senin işin de vardı galiba. İstersen seni bırakabilirim." Kız tam da böyle bir konuşma bekliyor. "Haklısın, gitmem gerek." diyor. Kız bunu derken, çocuktan ne zaman görüşürüz, tekrar buluşalım demesini bekliyor. Çocuk ayağa kalkıyor, "Tanıştığımıza memnun oldum." diyor. Kızı yemeğe davet etmek istiyor müsait olduğu ilerleyen günlerde, tekrar görüşelim mi demek istiyor, diyemiyor. Kızdan en azından bir işaret bekliyor, bir tebessüm arıyor gözleri. Sessizlik oluyor. Kız aynı tebessümü çocuktan bekliyor. Bir "Kendine iyi bak" tan başka bir şey gelmiyor.

Çoğu kez olduğu gibi, o onu beklerken, o da onu bekliyor. Bir hikaye daha kıssadan hisse olarak hatıralara kazınıyor. Sahi, kendine iyi bakıyor musun?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder