5 Kasım 2011 Cumartesi

Anılar: Bugün bayram erken kalkın çocuklar


Güzel bir çam ormanının derinliklerinden süzüle süzüle gelen bir patikanın ucunda bir sağa bir sola salındığını seçebildiğim ufak bir çocuk bana doğru yaklaşıyor. Kömür karası saçları kafasındaki kocaman şapka tarafından kamufle edilmiş, fakat yüzündeki kocaman gülümseme gözler önünde. Elinde kocaman bir poşet var. Bana doğru yaklaştıkça, esmer teni akşam güneşinin altında parlıyor. Islığa benzer bir ses geliyor ama ıslık demeye bin şahit ister. Dudakları şekilden şekle giriyor, tanıdık bir melodinin notaları süzülüveriyor dudaklarından. Salına salına “Bugün bayram” şarkısının melodisini ıslığıyla bütünleştiriyor, yürümeye devam ediyor.

Küçük çocukların hayal dünyası uçsuz bucaksızdır. Onların yazdığı hayat senaryosunda, başrolde olan onlardır. Dünya sadece bir figürandır. Kötülüğün, acının, kederin, keşkelerin, geçmişle hesaplaşmanın, gelecek kaygısının olmadığı saf ve temiz bir figürandır. Kimi zaman her tarafı oyuncaklarla dolu bir oyuncak dünyası, kimi zaman dönme dolapların, atlı karıncaların olduğu kocaman bir lunapark, kimi zaman da her şeyin bedava ve sınırsız olduğu kocaman bir bakkaldır. Ne zaman ki küçük çocuk hayal dünyasının sonu olan o dipsiz uçuruma varır, o yazdığı senaryoyu sorgulamaya başlar. Senaryoyu sorguladıkça, figüran olan dünya, ön plana çıkmaya başlar. Zaman geçer, çocuk dibi görünmeyen uçuruma bakar. Merak eder orayı. Keşfetmek ister kendi dünyasının ötesindeki gizemli yeri. Bu merak arttıkça çocuk büyür. Ve gün gelir dünya senaryoyu tümüyle değiştirir. Başrolü kapar çocuktan. Artık figüran olan çocuktur. Çocuğun merakını gidermek için arkasından iter onu uçuruma. Çocuk uçurumdan aşağı doğru süzüldükçe, görmediği manzaralar görür, yukarıda kocaman gülümsemesi olan çocuğun dudakları bükülür, ve an gelir o uçurumun dibine düşer.

Çocuğun yüzündeki gülümseme tüm güzelliğiyle gözlerimin önünde. 15 sene önceki beni görüyorum karşımda. Bayram arifesinde aldığımız yeni elbiselerimizi büyük bir özenle yanıbaşımızda tutardık. O kocaman poşetin içinde bayramlıklarım var. Salına salına yürüyorum hayal dünyamdaki patikada. Heyecanla bayramı bekliyorum. Hemen sabah olsa da, bayramlıkları giysem, büyüklerimin elini öpsem, harçlığımı alsam diye sabırsızlanıyorum.Sonra çıksam arkadaşlarımla akşama kadar oyun oynasam. Akşam olsa da, tüm aile hep beraber bayram olması nedeniyle özenle pişirilen yemekleri afiyetle yesek. 

Şimdi o uçurumun dibindeyim. Yukarı bakıyorum. Yukarıda hemen yanımdaymış gibi küçüklüğümü görüyorum. Tüm saflığıyla bana sırıtan esmer bir çocuk var. El sallıyor bana. O uçurumdan düşmüş olsam da, dünyanın acımasızlıklarını görerek yazdığım senaryoda başrolden figüranlığa düşsem de, o senaryo benim senaryom. Dünya nasıl olursa olsun, içimizdeki o yaratıcı, saf, temiz çocuk bir kenarda duruyor. Yarın bayram, heyecanlıyım. Hemen sabah olsa da, sevdiklerimi arayıp bayramlarını kutlasam diye sabırsızlanıyorum. Bu gece çocuğum tekrar. Yıkanmış, ütülenmiş elbiselerim yatağımın yanıbaşında duruyor. Islık çalmaya başlıyorum. Yukarıdan ufak bir çocuğun sesi geliyor net bir şekilde. Islığıma eşlik ediyor: “Bugün bayram, erken kalkın çocuklar...” diye.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder