3 Kasım 2011 Perşembe

Anılar: Yağmurun Sesi

Yağmurun çiseleyen sesi, toprak ezeli ve ebedi aşkı yağmura kavuşunca etrafa yayılan toprak kokusu, yağan yağmurun altında bir şemsiyeyi paylaşan sevgililerin görüntüsü, tüm bunlar algılanırken yudumlanan bir fincan sıcak çayın tadı ve en güzeli yağmurlu havalarda yürekte daha da belirginleşen o sıcacık his...

Aç şimdi pencereni. Sese kulak ver. Yudumlarken çayını, toprağın kokusunu içine çek. Bak, şimdi her şey tamam gibi. Elimde sigaram, kulaklarımda en sevdiğim ses, içime çektiğim en sevdiğim koku, izlediğim en sevdiğim görüntü... Yüreğim sıcacık. Tam dalıp düşünürken çoğu zamana değişilmeyecek o anları, gök gürlüyor. Yağmur hızlanıyor. Bir şemsiyeyi paylaşan sevgililer adımlarını sıklaştırıp kayboluyorlar. Şimdi bende kalan, bir yudum çay, bir yudum hayat...

Yağmurun sesi, çoğu için hüzün barındırır. Yüreğin derinliklerine işleyen hüzünlü bir şarkının notaları misali çalınır kulaklara. Halbuki, yağmurun sesi hüzün barındırmaz içerisinde. Toprağa kavuşacak olmanın heyecanıyla coşkulu bir ezgidir yağmurun sesi. Umut taşır, sevgi taşır beraberinde. Kavuştuğunda kuru toprağa, toprağın derinliklerinden bir tohuma ulaşır yağmur suları ve yeni bir hayat filizlenir toprağın derinliklerinden.

Şimdi bak toprağa, yemyeşil bir hayat filizlendi yağmur ile. Yağmur şiddetini arttırırken, kapatıyorum gözlerimi. Hüzün yok yürekte, umut var, sevgi var. O ana dair güzellikler var. Ve yağmurun sesinin anlattığı yegane şey var:

Bir yudum sevgi, bir yudum hayat...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder