6 Aralık 2011 Salı

Anılar: Çekmeceden çıkan yarım kalmış bir resim...

Bugün dolabımda, bir resim kağıdına rastladım. Çizmeye başlayıp tamamlamadığım bir resimdi. Kara kalemle çizilmiş yarım kalan bir resim...

Küçükken TRT-2'yi izlememin yegane sebebi Bob Ross amca, bizim deyişimizle "Kuş yuvası amca" idi. Hem saçlarını hem de yarım saatte ortaya çıkarttığı şaheserleri hayranlıkla seyrederdim. Onun sayesinde bir gün açtım resim defterimi, ben de resim çizmeye başlayacaktım. Yağlı boya olmadığından sulu boya kutusunu ve de içinde bulunan incecik fırçayı önüme koydum. Güzelim resim defterinin ilk sayfasını o incecik fırçayı kullanarak hırpalamaya başlamıştım. Resmi bitirdiğimde kimi kısmı yırtılan bir resim kağıdı, tükenmiş bir sulu boya kutusu ve de kafası dağılmış bir fırça önümde duruyordu. Ellerime hatta yüzüme boya bulaşmıştı. Bense sadece çocukça gülümsememle yıprattığım kağıda bakıyordum.

Daha sonraları kara kalem ilgimi çekmeye başlamıştı. Lise yıllarında birkaç denemeden sonra fena sayılmayan resimler çiziyordum. Bir gün, insan portresi çizmeye karar verdim. Elimde bir dergi, tanımadığım bir güzelin resmini çizecektim. O sıralar, "Gerçek ressam resimlerini silgi kullanmadan çizer. Hatalarını kalemiyle düzeltir." gibi bir söz işitmiştim. Sözden etkilenmişim ya, güzel kızın resmini silgi kullanmadan çizecektim. Kalemi kağıtla özenle buluşturuyordum, yanlış bir çizgi çizmemek için çabalıyordum. Kızı çizmeye saçlarından başlamıştım. Saçlarını ve kafa hatlarını bitirdikten sonra, sıra yüzünü çizmeye gelmişti. Duraklamıştım devam etmeden önce. Kızı tanımlayacak olan dergide verdiği pozdaki gülen yüzünü kağıda aktarmak zor iş olacaktı. Cesaret edip de başlayamıyordum. Sonunda başladım çizmeye. Gözler, burun ve dudak. Sonrasında da kendimce eklediğim gölgeler. Çizmeye çalıştığım kızla, resim bittiğinde ortaya çıkan kız arasında dağlar kadar fark vardı. Yine de güzel bir kız resmi ortaya çıkmıştı. Fakat dergideki kızın aksine ciddi bir tavır takınan bir kızdı ortaya çıkan. Silgi kullanmamıştım, sonuçta da benim kalemimden ortaya çıkan, nice hatalı çizgi ve gölgeyi içerisinde barındıran bir kız resmi vardı elimde.

Bugün işte o yarım kalan resmi bulmadan, internette: "Hayat silgi kullanmadan resim yapmaya benzer." diye bir söze rastladım. Çizdiğim resimler aklıma geldi. Sulu boyayla Bob amcadan esinlenerek yaptığım resimde kağıdın çoğu kısmını yıpratmış hatta yırtmıştım. Resimde benim istemediğim öğeler ortaya çıkmıştı. Var olmaması gereken çalılar, fazladan bulut kümeleri ve en önemlisi yıpranmaması gereken bir resim kağıdı. O dergideki kızın resmini çizerken de dikkatli davrandığımı düşünmüştüm. Halbuki ortaya çıkan sonuç esas amacından tümüyle farklıydı.

Hayatı silgi kullanmadan resim yapmaya benzeten amca kısmen haklıydı. Silgi kullanmadan çizdiğimiz hayat resminde çizdiğimiz yanlış çizgileri doğrularıyla düzeltmeye çalışırız. Öte yandan, silgiyi de kullanırız hayat denen resmi çizerken. Fakat, silgi iz bırakır ardında. Her ne kadar düzgün çizilmiş çizgi ön planda olsa da izi kalan yanlış çizgi tüm dikkatleri toplar.

Bugün rastladığım resim tamamlanmamış bir resimdi ya, sadece saçlarını çizdiğim bir kız resmiydi. Saçlarını güzel çizmişim. Şu an sadece düşünceli düşünceli kızın olmayan yüzüne bakıyorum..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder