1 Ocak 2012 Pazar

Anılar: Melek

Bizim dünyalar tatlısı bir ninemiz vardı. Kar yağdığında, bize: "Her bir kar tanesini gökyüzünden yeryüzüne bir melek taşır." derdi. Geçerdik, yağan karı izlerdik. Kısardık gözlerimizi. Olabildiğince uzakta olan bir kar tanesine odaklanmaya çalışırdık. Sonra takip ederdik onu. Düşünürdüm ben, hani melekler taşıyordu kar tanelerini, diye. Gidip sorardık melekleri tatlı ninemize. Aldığımız cevap: "Melekleri göremezsiniz ama dikkatle baktığınızda hissedersiniz onları." olurdu. Peki nasıl taşıyorlar kar tanelerini gökyüzünden yeryüzüne diye sorduğumuzda, "Onların kendileri gibi görünmez kanatları vardır." derdi. 

Bu sefer daha dikkatli izlemeye başlardık yağan karı. Takip ederdik seçtiğimiz kar tanesini. O kar tanesini taşıyan meleği hayal ederdik, hissederdik. Ben dönüp sorardım, "Bu meleklerin hepsi mi kız yoksa sadece benim kar tanemi taşıyan mı öyle?" diye.

Bugün Ankara'da kar yağıyor. Seçebildiğim en uzak kar tanesini seçiyorum. Yavaş yavaş süzülüyor gökyüzünden onu taşıyan melekle. Hayal ediyorum, hissediyorum onu taşıyan meleği. Görünmez kanatlarıyla bana gülümsüyor. Tanıyorum o gülümsemeyi. Yıllar önce sorduğum soru aklıma geliyor, cevap veriyorum o çocuğa:

Bizim hayal ettiğimiz melek en sevdiğimizdir. Kapatsan gözlerini onu görürsün, o güzel gülümsemeyi. Gizlenmiş kanatlarını ararsın. Göremezsen de, hissetmen yeterlidir onu. Görsen, uzunca seyretsen, kaybolsan gözlerinde... Bizim meleğimiz kalbimizde taht kuranlar oldu her zaman. Şimdi daha dikkatli bak seçtiğin kar tanesine, kimi görüyorsun?  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder