18 Şubat 2012 Cumartesi

Anılar: Geveze Gözler


İlkokula yeni başlamıştım. Okuldan döner dönmez, önlüğümü ve çantamı evin bir köşesine atıp dışarı koşardım hemen. Bizim için kocaman olan mahallemizde çoğu insanı tanırdım. Kadınlar, ellerinde örgüleriyle oturup sürekli konuşurlardı. Yaşlı amcalar, ardı ardına yaktıkları sigaralarıyla belli ki önemli meselelerden bahsederlerdi. Yaşıtlarım onlarca değişik oyun oynarken ben bizim balkona geçer, tek tek insanların gözlerine, nispeten daha yaşlı olanların alınlarındaki kırışıklıklara, çöken omuzlarına, sürekli konuşanların dudaklarının kenarındaki kıvrımlara, hararetli hararetli bir şeyler anlatanların genişleyen şah damarlarına bakardım. En çok ilgimi çeken, susuşlarıyla, bakışlarıyla konuşan insanlar olurdu. Bakışlarımız kesiştiğinde ben kaçırmazdım bakışlarımı, gözlerinden o an ne hissettiklerini, ne düşündüklerini anlamaya çalışırdım.  

Günün birinde kadınların yanında oturan genç bir kız dikkatimi çekti. Susmuş, ne konuşulanlara kulak veriyor, ne de oradaki insanlara bakıyordu. Eli çenesinde, uzaklara dalmıştı. Ona bakmaya başladım. Bakışlarını yakalayıp gözlerine bakmak istiyordum bir an önce. Birden kafasını çevirip bana bakmaya başladı. O kızın gözlerinde o güne dek görmediğim bir bakışa takıldı gözlerim. İlk kez bir insanın gözlerine çekinerek bakmaya başladım. Bakışlarımı kaçırmamaya niyetliydim. Bakışlarını benden kaçırmadan hafifçe gülümsedi bana. O an ilk defa bakışlarımı, başka bir insanın bakışlarından kaçırdım.

Düşünüyorum, gözler dudaklardan bile gevezedir. Gizli bir bahçeye açılan kapıların muhafızlarıdır. Muhafızlardan korkmayıp o kapıdan içeri girebildiğimiz zaman insan ruhunu tüm saflığıyla, çıplaklığıyla görürüz. Ben o kapıdan içeri girmeyi uzun zaman önce öğrenmiştim. Yıllar önce bakışlarımı hiçbir bakıştan kaçırmazdım. Artık kaçırıyorum, sadece sevdiklerimin bakışlarından kaçıyorum. Karşımdakiler sevdiklerim olunca gözlerimdeki gevezeliği alıp dudaklarıma veriyorum.
Gözlerine ilk baktığım günü hatırlıyorum da, yıllar önce bakışlarımı kaçırdığım kıza baktığım gün gördüğüm bakışları yıllar sonra senin gözlerinde gördüm. Sen gülümsediğin an ben gözlerimdeki gevezeliği dudaklarıma verdim, kaçırdım bakışlarımı. Korkuyordum çünkü, o bakışların içinde kaybolmaktan. Şimdi, en sevdiğim şarkılardan biri çalıyor. Ben kendime: "Bir daha bakarsam o gözlere, kaçırmayacağım bakışlarımı ."  diye söz verirken, Fikret Kızılok şarkının en sevdiğim kısmını söylüyor:
"Kandil olmuş tutuşmuş kül duman bilmem,
 Güzel gözlerinin meyhanesinde."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder