22 Nisan 2012 Pazar

Anılar: Görmemişin Kütüphane Anıları

Beş yıllık lisans hayatım boyunca şu okulun en büyük nimeti (bildiğin nimet, şu kırmızı koltukların kalitesi yeter) kütüphaneye, toplasam bir elin parmaklarını geçmeyecek kere gelmedim. O gelişlerimin çoğunda da malum insanlık hali, geçerken uğrayıp sıkışıklık ihtiyacımı gidermek için gelmiştim (Sıkışıklık ihtiyacı da neyse, tuvalet işte). Parantezde tuvaletten bahsetmişken, neden tuvalet yerine lavabo derim bilmiyorum. Tuvalet lavabodan daha seksi bir kelime halbuki. Neyse, konuyu dağıtmayalım bendeniz kütüphaneye yabancı bir gencim (En azından ruhum genç).

Yüksek lisansa başlayınca ve de evde sınava çalışamayınca (midterm için bildiğin yaşlıyım) düşündüm, taşındım, kitabı, defteri, kalemi falan topladım kütüphanenin yolunu tuttum. Tarif edilmez bir heyecan kapladı benliğimi. Gören de, cidden gidip çalışacak zannederdi beni. Fıstıklarımı sakin sakin yiyerekten kütüphaneye vardım. Kapıdan içeri adımımı attığım gibi, aman yareppim, havasından mıdır bilinmez beynimde kırka nasıl ulaşırım diye hesaplara giriştim. Doğal olarak bu çok kısa bir zamana denk geldi. Kırmızı saçlı, dünyayı ben yarattım edasıyla yürüyen kızın çantasına bakarken buldum kendimi. Bu sene çantalar bir değişik, evet.

Kütüphanenin sessiz kısmına doğru ilerledim, en tenha bölgeyi gözüme kestirdim ve bir başıma boş bir masaya yerleştim. Boş masaya oturmamın sebebi, kimse beni rahatsız etmesin de rahat rahat çalışabileyimdi (İçiniz fesat arkadaş sizin, öyle güzel bir kız gelir de masama oturur gibi bir beklentim yoktu). İlginçtir, çalışmaya başladım. Bir süre sonra, etrafımda insanlar birikti. Herkes harıl harıl çalışıyordu. Benim masam nedendir bilinmez, halen boştu. Mükemmel bir şekilde çalışırken, kendimi bu anlamsız yazıyı yazarken buldum. Şimdi acilen çalışıyormuş gibi yapmam lazım. Boş masama biri sarışın, biri esmer, diğeri kumral üç kız oturdu. Anlayacağınız gökten üç elma düştü kütüphaneye, üçü de benim masama.

Pazartesi günü de gökten bir şemsiye düşecek ya bu gidişle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder