11 Mayıs 2012 Cuma

Adalet diye yazılır, Rezalet diye okunur.

Bir Cuma günü. Herkesin "Hayırlı cumalar!" dilediği bir günde çoğunun hayırlı gördüğü bir haberle sarsıldım (neden sarsılıyorsam artık, ne bekliyorsam bu ülkenin adalet sisteminden?). Son duruşmasında tahliye edilen Cihan Kırmızıgül 11 yıl yatacak poşu (mahkemeye göre bez parçası!?) taktığı için. Artık her yeni gün, peki ya bugün ne olacak ki, diye tedirgin tedirgin twitter'dan gerçek gazetecileri takip ediyorum (hükümet yalakası medyanın suspus olması ve hiçbir şeyi görmek istememesinden dolayı). 

Alıştırdılar ya bizi saçma sapan suçlamalarla her hafta yüzlerce kişinin içeri atıldığı haberlerine. 100'ün üzerinde tutuklu gazeteci, KCK'dan içeride tutulan binlerce Kürt kardeşimiz, halkın oyuyla seçilip cezaevinde tutulan vekiller, Pozantı'da cinsel istismara maruz bırakılan çocuklar... Saymakla bitmiyor ki içeride olanları. Hırsızın, tecavüzcünün, katilin sokakta gezdiği bir ülkede biz kim oluyoruz ki düşünce özgürlüğümüzü savunuyoruz, eşitlik istiyoruz, hak talep ediyoruz? Ee be akılsız deli, gidip hırsız, katil falan ol da devlet senin sırtını okşasın. Adalet sistemimiz o kadar adil ki, yüzlerce faili meçhul cinayetin faillerinden Mehmet Ağar yatacak güzel koğuş ararken, sadece poşu taktığı için bir gencin daha hayatı karartılıyor.

TMK ve Özel Yetkili Mahkemeler zaten mükemmel olan demokrasiyi hükümetin tabiriyle en ileri demokrasiye taşıyor. İleri demokrasi ilerledikçe, adalet faşizmin temeli oluyor. Adalet diye yazılan kelime rezalet diye okunuyor. Ee ne diyelim ki bu konuda? Ahmet KAYA'nın güzelim şarkısından alıntı yapalım madem:

"Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder