17 Mayıs 2012 Perşembe

Kelebek misali bir hayal

Kozasından yeni çıkan bir kelebeği düşünerek kapat gözlerini. O kelebeğin narin kanatlarının ortasında oturduğunu düşün ve oradan seyret alemi. Sağında, solunda bir ressamın fırçasından çıkmış birer sanat eseri var şimdi. Rengarenk kanatlarını her çırpışında kelebek, büyülenmeye devam et. Zamanla en sevdiğin müziğe dönüşüyor kelebeğin kanatlarını çırptığında çıkarttığı ses. O müzik eşliğinde hissediyorsun yüzünde esen ılık rüzgarı. Kelebek kanat çırptıkça  geride bırakın yemyeşil ormanları, rengarenk çiçeklere ev sahipliği yapan toprakları, doğayla bütünleşmiş hayvan sürülerini, yılan gibi kıvrıla kıvrıla akan nehirleri. En sevdiğin müziğin sesi gittikçe yaklaşırken sana, kelebek papatya ve gelinciklerle kaplı bir tarlaya doğru uçsun. Bir gelinciğin dibine konsun kelebek. Papatya ve gelinciklerin arasında hisset en çok görmek istediğin kişiyi. Her düşüncede, her yürekte farklı bir kişi düşlenir şimdi. Ben mesela hissediyorum bütün varlığımla birazdan kelebeğinin kanatlarının arasında bembeyaz elbisesiyle ışıl ışıl parıldayıp gözlerimi, yüreğimi ve bütün benliğimi kamaştıracak olan kişiyi. Gelip elini tutsun hayalini kurduğun kişi. Eli eline değdiği an ürpersin bütün benliğin, dünyanın en masum gülümsemesi yerleşsin dudaklarına ve ikinizin müziği eşliğinde dans edin kelebeklerin dünyasında. 

Kelebek misali bir hayal ya bu, onu çok özlediğinde kur bu hayali. Sadece gözlerini kapatıp yüreğinde seni taşıyacak kelebeği şekillendirmen yeterli. Bir dahaki sefere bambaşka bir yerde buluşun özlemiyle yanıp tutuştuğun kişiyle. Bir sahile uçsun mesela kelebekleriniz, o yine beyaz elbisesini giysin ve elini tutup denizden esen müziği dinleyin elleriniz, gözleriniz, yüreğiniz birleşmişken. 

Ee kapatayım madem gözlerimi, uçur beni rengarenk kelebek bilinmeyen diyarlara...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder