4 Mayıs 2012 Cuma

Rüyalarda bile kavuşamayanlar

Şu sıralar okuduğum bir kitapta rastladım yine Sterbanû'ya, yani yıldız prensesine. Ünlü Kürt yazar Ehmedê Xanî'nin ölümsüz eseri Mem û Zîn'de geçen bir peridir Sterbanû. Dünyalar güzeli Zîn ile civanmert Mem'i tanıştıran üç peri vardır. Tavbanû, Sterbanû, Heyvbanû (Güneş, yıldız, ay prensesleri).

Sterbanû'yu çok düşünmüştüm Mem û Zîn'i okuduğumda. Yıldızların benim için anlamı bambaşkaydı hep çünkü. Hayallerimde yaratmaya başladım Sterbanû'yu. Zarif, esmer, uzun saçlı, dünyanın en güzel gülümsemesine sahip prensesi... Ona dair, farklı isimler tasvir ederek yazılar yazdım. Bazen Kızıl Saçlı Kız oldu, bazen gökyüzünün en parlak yıldızı, bazen de yeryüzüne süzülen bembeyaz bir kar tanesi oldu. Ama hayallerim hep Mem û Zîn destanında olduğu gibi mutlu sona ulaşamadı. Kitabın etkisiyle geçen gece uzun zamandan sonra bir rüya gördüm Sterbanû'ya dair:

Yıldızların silüetleriyle parıldayan sakin bir ırmağın serin kenarında eşsiz bir ağacın yanıbaşında açtım gözlerimi. Eşsiz ağaç gözleri kamaştıran bir ışık saçıyordu. O ışık üçe bölündü ve herbiri büyüyerek bana doğru yaklaştı. Sanki gökyüzündeki en parlak, en gözalıcı yıldızı almışlar da yanıbaşıma yerleştirmişler gibiydi. Gözlerim kamaşıyordu. Yeterince yaklaştıklarında fani hiçbir gözün rastlayamacağı 3 güzele takıldı gözlerim. Hemen tanıdım Tavbanû'yu, altın saçlı güneşin prensesini. Hemen tanıdım Heyvbanû'yu, geceleri karanlık diyarları aydınlatan güzel yüzlü periyi ve hemen tanıdım Sterbanû'yu, hayallerimi süsleyen güzelliğini tasvir edemeyeceğim yıldız prensesini.

Bakakaldım yıldız prensesine. Rüyamda hayaller kurdum bize dair. Gülüşünü ezberledim, gözlerinin güzelliğini, duruşunu... O an kayboldu diğer periler ve Sterbanû uzun boylu, rüya gibi güzel, bembeyaz bir elbise içerisinde ışıl ışıl parıldayan bir insana dönüştü. Peri gerçek bir prenses oluverdi. Gülümsüyordu. O an dünya dursa, umrumda olmazdı. Zaman kavramından soyutlandım, düşünceden soyutlandım, hayal içinde hayale kapıldım. Elimi uzattım yıldız prensesine, tam tutacakken elimi kaybolan Tavbanû ve Heyvbanû ortaya çıktılar. İkisi birer koluma girip uzaklaştırdılar beni o ırmağın kenarından, ağaç ve  Sterbanû birer nokta haline geldiler. "O değildir senin hayallerini süsleyen, senin prensesin hiç ummadığın bir anda bulacaktır seni. Boşa hayaller kurup kandırma kendini." dediler.

Uyandım o hayalden. Rüyalarda bile kavuşamayan sevdalıları düşündüm. Yolları kesişmesine rağmen farklı yollarda yürüyen aşıkları düşündüm.

Bak yıldız prensesi, yine kavuşamadık seninle, rüyalarda bile...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder