10 Haziran 2012 Pazar

Oyuncaklarla gülümseyen hayaller

Çocukları farklı kılan geniş hayal dünyalarıdır ve o hayal dünyalarını şekillendiren genelde çocukların oynadıkları oyunlar ve oyuncaklarıdır. Her çocuğun en sevdiği oyun, en sevdiği oyuncak başkadır. Kimi ebe olup sobelemek ister arkadaşlarını, kimi de laleli bir ile başlayıp ip atlamak ister. Kimi en çok babasının ona tahtadan yaptığı oyuncaklarla kurar arkadaşlığı, kimi de oyuncak bebeğiyle başını koyar yastığa. Hadi gidin çocukluğunuza her biriniz, ve gülümseyin en sevdiğiniz oyunları oynarken, en sevdiğiniz oyuncağınızla yatarken.

Benim en sevdiğim oyuncağım ne hayranı olduğum arabalardı, ne de babamların bana aldığı trendi. Köyde çocuklarla dedemlerin evinin arkasında arkeolog olup yaptığımız kazılarda bulduğum ufak bir taş parçasıydı. Hiç unutmam karnımız acıktığında ninemizin kuzenlerimle bize hazırladığı salça ekmeklerimizi yedikten sonra birer ünlü arkeolog olarak yaptığımız kazıları. O kazılardan birinde rastlamıştım yontulmuş taş parçasına. Toprağın altında kaldığı yıllardan sonra aldığı renk yontulmuş taşı tam bir tarihi eser gibi göstermişti bize. Taş öyle ahım şahım bir şey değildi, sadece gülen bir surat şeklinde yontulmuştu. O gülen surat nedense çok hoşuma gitmiş, tarihi eserim bu diye sahiplenmiştim. 

Bir çocuğun kırgınlığı, hayal kırıklığı, üzüntüsü en saf haliyle olan üzüntüdür. Yapmacık değildir, hayata hep gülen gözlerle bakan bir çocuğu kırdığınızda o çocuk tekrar güldürebilmek için sadece gülen bir yüze ihtiyaç duyar. Güler yüzünüzle kalbini alabilirsiniz çocukların. O taşı bulduğumda kalbi kırık bir çocuktum ve güler bir yüz beklerken o taşı bulmuştum. O taş elimde keçilerimi otlatmaya götürürken tepesine çıktığım badem ağaçlarında Mezopotamya’nın en ünlü arkeologu olduğumu hayal ederdim ve gülen taşa bakardım. Hayallerimi onaylarcasına gülümserdi bana. 

Büyüyüp de oyuncaklarla oynama yaşım geçtiğinde, aslında insan her yaşta oyuncaklarla oynamak ister, içindeki çocuk hep kalbinin en derin yerinde bekler çünkü, o taşı tekrardan dedemlerin evinin arkasına gömdüm. İleride bir gün başka bir çocuk üzülmüşken ve gülümseyen bir yüze ihtiyacı varken onu bulur da güzel hayaller kurar diye… 

O taş yerinde duruyor mu bilinmez ama benim çocukluğum yüreğimin henüz kirlenmemiş derinliklerinde duruyor. Gözümü kapattığımda avucunda gülümseyen bir taşla badem ağacının tepesinde  gülümseyerek güzel hayallere dalıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder