23 Ocak 2013 Çarşamba

Bizim eskiden ...

Eskiden bizim gizli bir anlaşmamız vardı ve herkesten saklanmak, başbaşa kalmak için gittiğimiz özel bir mekanımız vardı: Badem ağacının tepesi. Orada paylaşırdık her şeyi. O, daha çok soran taraf olurdu. Ben de çok bilmiş edalarıyla cevaplar verirdim, fakat hiçbir zaman onun gibi geniş bir bakış açısıyla bakamazdım dış dünyaya. Badem ağacının tepesinde, gökyüzünde koşuşturan bulutlara baktığımda ben hep gülümseyen şekiller görürdüm, o ise daha çok bana anlamsız gelen, içimi karartan şekillerle meşgul ederdi zihnini. Benim en sevdiğim mevsim ilkbahardı, onunki sonbahar. Birbirimize zıttık ama ne ben onsuz yapabilirdim, ne de o bensiz. Ya da en azından ben öyle düşünüyordum. 

Sonra biz güzel hayalleri olan birer çocukken birer yetişkin oluverdik ansızın. Daha doğrusu, ben tanıklık ettiklerimize, yaşadıklarımıza anlam verememiştim, her şey eskisi gibi kalır, hayatımız aynen devam eder diyordum. O, anlam vermişti bütün olanlara. Hem de, bizim yaşımızdakilerin aklının ucundan geçmeyecek şekilde. Ve o zaman küstü bana. Ne zaman barışmak için çabalasam, güzel sözler sarfetsem, kızardı bana. Kalbimi defalarca kez kırdı, ama ben ona karşı en ufak bir öfke duymadım hiçbir zaman. Gün geldi, unuttu beni, ya da ben unuttuğunu zannettim. Kimi zaman bir fısıltı ile hatırlattım ona kendimi, kimi zaman da bir yabancı kılığında çıktım karşısına. Eksikliğimi hissettiğini bilerek sabırla bekledim onu.

Aradan seneler geçti. Günün birinde, yıllardır uğramadığımız badem ağacını ziyarete gitti. Artık yaşlanmış bir vaziyette yıllara meydan okuyan badem ağacının gölgesine oturdu ve ağlamaya başladı. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. İlk kez onu ağlarken görüyordum. Yavaşça yanına sokuldum. Kafasını kaldırdı ve gökyüzüne baktı, "Ne görüyorsun?" diye sordu bana. Gözyaşlarını sildim ve gülümsedim ona: "Gülümseyen onlarca değişik canlı." diye cevap verdim. Sonra kayboldu. Tek başıma kaldım, ama her an çıkıp geleceğini biliyordum. 

Arada bir tartışıyoruz onunla. En son şu soruyu sorduk birbirimize, ve ikimizde cevabı çok iyi biliyorduk: "Gerçek Mesut hangimiz?".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder