30 Mayıs 2013 Perşembe

Bakışlarla Konuşmak

Uzun zamandır yapmamıştım bunu. Şimdi sana bakıyorum uzun uzun. Bakışını inceliyorum örneğin, neler saklı o bakışlarda anlamaya çalışıyorum. Gülen gözler görmüştüm son baktığımda gözlerine. Parıldayan gözler dedikleri şeye ilk kez rastlamıştım gözlerinde. Ürkek ama bir o kadar da heyecanlı bir bakış vardı gözlerinde hapsolan. Ürkekti, ilk kez ona değer veren birine rastlamıştı. Umutluydu, yalancı değil samimi bir bakış yakalamıştı bir başkasının gözlerinde. O bakışa tutunmuştu uçurumun kenarında düşmek üzereyken. Anlayacağın, rüya gibi bir şeydi gözlerinde gördüğüm.

Unutmuştun bana uzun uzun bakmayı. Beni unuttun sanmıştım ta ki şu ana kadar. Beni unutup hapsolduğun gözleri merak ettim hep. Kıskandım seni içten içe, hiç kıskanç değilimdir aslında. Bana en son baktığında nerden bilebilirdim ki beni burada bu aynanın içinde hapsedeceğini. Uzunca süre düşündüm, anlamaya çalıştım yaptığın şeyi. Seni anladım bir süre sonra, umudun peşinden koşup mutluluğun avucuna konmayı seçtin. Keşke bunu yaparken beni, geçmişini bir kenara atmasaydın...

Şu an sana baktığımda anlayamıyorum bana neden öyle baktığını biliyor musun... Çözemediğim bir şeyler var bakışlarında. Hiç bakmamıştın bana bu şekilde. Nedir seni bu derece karmaşık kılan? Haydi durma, kırpmadan gözlerini haykır bana içindekileri...

Hiç değişmemişsin biliyor musun. Esas haykırmak isteyen senken, esas karmakarışık olan senken gelip benden açıklama beklemen garip, tıpkı sen gibi. Göremediğin bir şey var ama, gözlerinde saklı olan umudu göremiyorsun şu anda. Bırak şimdi bana bakmayı, git senin gözlerine umudu aşılayan o gözlere bak uzun uzun. Ve hapsolmaya devam et o gözlerde, savaş benimle, daha doğrusu kendinle, ama unutma beni de...

Seni seviyorum ve senden nefret ediyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder