18 Haziran 2013 Salı

Berxwedan Jîyane

Susuyorsun. Susmak zaten en iyi bildiğin eylem çeşidi, ya da sen bir eylem olarak görüyorsun olaylara tepkisiz kalmayı. Zaten yıllardır susmayı tercih edip yaşayan bir neslin temsilcisi oldun sen.

Dinliyormuş gibi yapıyorsun, ya da kulaktan kulağa oynarmış gibi işitiyorsun. Zaten sana aktaran ağız yıllardır seni nefretle dolduran ve henüz tanımadığın, gerçek yüzünü görmek için çaba sarfetmediğin kirli, karanlık bir ağız.

Kafanı çeviriyorsun. Ne zaman bir kitle toplanıp haykırsa, surat ekşitip çeviriyorsun kafanı. Önyargılarınla bir küfür savuruyorsun gökyüzüne. Kafanı çevirip yoluna devam ediyorsun, çoğu zaman yolunu değiştirerek.

Günün birinde yine suskun, umursamaz ve önyargılısın. Normalde kafanı çevireceğin ve hatta yolunu değiştirmene sebep olacak bir eyleme rastlıyorsun. Senin gibi susmayı tercih eden neslin temsilcilerden olan arkadaşını görüyorsun. Onun böyle bir ortamda ne aradığını soruyorsun. Sonra ilk kez belki de dinliyormuş gibi yapmıyorsun, dinliyorsun; çünkü merak ediyorsun, arkadaşını burada tutanın ne olduğunu.

Susmamayı öğreniyorsun, beceremezsen de fikir paylaşımında bulunmaya çalışıyorsun. O ana dek önyargılarınla baktığın insanlara belki de ilk kez farklı bir açıdan bakabiliyorsun.

Kafanı çeviriyorsun, fakat bu kez meraktan. Her tarafa dönüyorsun, keşfettikçe keşfetmeyi arzuluyorsun.

Ve ömründe ilk kez kolluk kuvvetleriyle karşı karşıya geliyorsun. Korkuyorsun, yıllarca onların senin güvenliğini sağlayan, huzuru koruyanlar olduğuna inanmana rağmen. Ve ilk kez polis şiddetine maruz kalıyorsun. Yediğin cop, biber gazı, tazyikli su önyargılarına bir darbe vuruyor. Ve yine bir küfür savuruyorsun gökyüzüne.

Direnmeyi öğreniyorsun, dayanışmayı, susmamayı, kafanı çevirmemeyi, dinlemeyi ve her şeyden önemlisi insanlığı...

Hoşgeldin kardeşim, unutma:

Berxwedan Jîyane.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder