30 Temmuz 2013 Salı

Melkemot

"Ölümden korkuyor musun?" diye sormuştun bir keresinde. Evet, korkuyordum. Soruyu ilk sorduğunda yakınımda olan sevdiklerime baktım. Bizim köyde yazları çok sıcaktır bilirsin, damda otururduk akşamları. Yıldızlar bütün güzelliğiyle eşlik ederdi damda muhabbet eden sevdiklerimize. Ve hemen 30 metre ötemiz mezarlıktı. Belki de ölülerimize daha yakın olabilelim diye köy mezarlığı o kadar yakındı evlere. Tek tek inceledikten sonra o damda oturanarı, sonra mezarlığa kaymıştı gözüm. Kulaklarımda o zamanlar yasaklanmış dilimizde yakılan ağıtlar yankılandı mezarlığa baktığımda. "Ax daye, ax yabo dunya pir xayine!" ile başlayıp devam eden hüzün dolu, öfke dolu, sevgi dolu ağıtlar... Sonra da beynimin içinde yankılanan tek sözcük: "Melkemot".

İlk kimden dinlemiştik hatırlıyor musun tüylerimiz diken diken olduğunda 'Melkemot' un yanımızdan geçtiğini. Kürdistan'da öyle derdi ninelerimiz, dedelerimiz. Aniden gelen ürpertide ağıtlarda adı yankılanan melkemot geçiyordu güya yanımızdan. İlk çocukken duymuştuk herhalde bunu seninle. Ondandı her ürperdiğimizde melkemot gelirdi aklımıza korkardık. 

Sevdiklerim için korkuyordum ben ölümden, sana kendi ölümümden korkmadığımı söylerdim. Olur mu öyle şey derdin, sevdiklerin için hissettiğin korkunun altında esas kendi varlığının birden yok olması düşüncesini kabullenmeme yattığını söylerdin. Belki haklıydın o zamanlar, bilmiyorum. Kaybettikçe sevdiklerimi, tekrar tekrar sordun aynı soruyu bana: "Ölümden korkuyor musun?". Evet korkuyorum, hem de çok korkuyorum. Sen her sorduğunda bu soruyu melkemotu hissediyorum, ürperiyorum. Bizi hayata bağlayan sevdiklerimizin yitip gitmesi yakınlaştırıyor melkemotu bana.

Biz damda otururken mezarlıktan yıldızlarla bize eşlik edenlerin sayısı arttıkça hep öğütler verirdin bana. O damda oturanlar halen oradayken tek tek haykır onları ne kadar sevdiğini. Sonra son bir kez gülen gözlerine bakamadan, beynine kazınmış tanıdık seslerini duymadan bir kez daha damdan mezarlığa yolculukları başlar ansızın demiştin. Acımasızca geliyordu kurduğun bütün cümleler. Nasıl diyordum her seferinde, daha kaç kişi eksilebilir ki o damda oturanlardan diye sana kızıyordum. Ama her seferinde haklıydın, çoğu zaman haklı olduğun gibi. Özledim, canımdan ötesin diyemediklerim gidiyordu birer birer. Ve yine sen haklı çıktın işte. Bak yine soruyorsun işte, bıkmadan usanmadan: 

"Ölümden korkuyor musun?" diye. Çok korkuyorum... 

Melkemot edi bese!

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Şiir Kenti

Bir varmış, hep varmış
İkimizin hayal dünyasının kesiştiği yerde,
Küçük ve şirin bir kent varmış.
Kentin girişinde, sokaklarında
Evlerinde, sokak lambalarında,
Sahilinde, ormanında,
Dört bir yanında yani,
Benim yüreğimden senin yüreğine yayılan şiirler saklıymış.


Sokakları düşün mesela,
Her renkten, her yaştan çocuklar
Oyunlarında seslendirirlermiş şiirlerimizi.
Saklambaçta ebe olan çocuk gözlerini kapatıp,
Saymaya başladığında sonsuzdan geri,
Biz seninle birer çocuk olup saklanırmışız,
Kentin en kuytu ve güzel yerlerinde.
Gülümseyip, birbirimize sarılıp, beklermişiz ebenin bizi sobelemesini,
Bizim yüreklerimizin çoktan birbirini sobelediklerini bilerek.

Uçsuz, bucaksız sahili düşün mesela.
Seninle hayalini kurduğumuz o eşsiz sahil kadar güzel olan.
Biz seninle birer balık olup,
Elele tutuşup gezermişiz okyanusları.
Okyanuslar da özlüyordur ikimizi.
Karşılarmış okyanusun birbirinden güzel canlıları,
Bizim için yazılmış,
Okyanusun kalbinden bizim kalplerimize yayılan,
Şarkılar söyleyerek.

Kentin tenha bölgelerindeki,
Rengarenk çiçeklerle kaplı tarlaları düşün mesela.
Bıkmadan, yorulmadan,
Dans ediyordur beyaz elbiseli sevgililer,
Dillerinde şarkıları, yüreklerinde özlemleri...
Biz seninle eşlik edermişiz dans eden çiftlere,
Rengarenk gülümseyerek.

Kente hayat veren nehri düşün mesela,
Dicle kadar bilge ve kadim,
Fırat kadar ihtişamlı.
Sevdamızın bekçisiymiş o nehir.
Nice anımız resmedilmiştir sularına.
Taşıyordur şiir kentinin dört bir yanına anılarımızı,
Kentin topraklarını sevgimizle besleyerek.

Şiir kentini düşün şimdi,
Sadece gözlerini kapatman yeterli.
Mesafe yok bu kentte,
Ne yürekte, ne de coğrafyada.
Burada bir göz kırpma mesafesindeyiz seninle.
Bütün sevenlerin bir şiir kenti olmalı,
Kavuşup, doyasıya sarılabilecekleri.